| Misafir ... Kayıt için tıklayın veya giriş yapın ... |
|
| |
|
Antidepresanlarla Yetişen Nesil
Depresyondayım, ben kimim? Geçtiğimiz yirmi yılda tıp ve farmakoloji o kadar gelişme kaydetti ki, antidepresan ilaçlar modern hayatın adeta normal bir parçası oldu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarından itibaren depresyon nedeniyle bu tür ilaçları almaya başlayan insanlar, erişkin hayatlarını yaşadıkları bu dönemde kendi kişiliklerinin bu ilaçlardan ne kadar etkilendiğini sorgulamaya başladılar.
Acaba bu ilaçlar, gençlerin kişilik gelişimlerini nasıl etkilemişti? Kendi kimliklerini tanımlama ve psikolojik açıdan olgunlaşma çağında bulundukları sırada antidepresan ilaçlar almaya başlayan bu çocukları belki daha sakin kılarak intihar girişiminde bulunmaktan alıkoyabildik. Ama doğal gelişimlerini sağlıklı sürdürebilselerdi, şimdiki kişiliklerinden daha farklı olacaklardı belki de?
Çocukluktan itibaren antidepresan kullanan hastalar
Antidepresan ilaçları yetişkinlik çağında kullanmaya başlayan insanların bu tür bir sorun yaşadıklarını düşünmezsiniz. Onlar 'kim olduklarına' dair fikirlere zaten sahiptirler ve belli bir süre ilaç tedavisi uyguladıktan sonra 'eskisine göre' daha iyi olup olmadıklarını anlayabilirler.
Ama 14 yaşında antidepresan ilaçlar almak zorunda kalan sorunlu bir çocuğun 30 yaşına geldiğini ve bu sürede ilaç tedavisini aralıksız sürdürdüğünü düşünün. Böyle bir hasta, şüphesiz depresyonun nasıl bir şey olduğunu hatırlamaya devam edecektir ve bundan kurtulduğunun farkındadır. Ancak 'İlaç almadan nasıl iyi ve sağlıklı günler yaşadığını' hatırlaması kolay değil.
1980'lerden itibaren Prozak ve Zoloft gibi serotonin inhibtörleri yaygın şekilde kullanılmaya başlandı ve yetişkinler kadar çocuk hastalara da bu ilaçları içeren reçeteler yazıldı. Depresyon kronik ve kendini tekrarlayan bir rahatsızlık olduğu için özellikle Batı dünyasındaki pek çok genç ve çocuk sürekli olarak bu ilaçları kullanarak büyüdü.
Klinik deneyler yetersiz
Herhangi bir antidepresan ilaç piyasaya sürülmeden önce elbette bir takım ciddi testlerden geçirilmektedir. Klinik deneyler en az dört hafta süreyle sürdürülür. Bazı durumlarda bu süre 12 haftaya kadar çıkar. Ama 'yıllarca' süren antidepresan tedavisinin bırakacağı psikolojik etkiler hakkında henüz yeterince veri oluşmuş değil.
Başlangıçta kısa süreli çalışmaların ve testlerin sonuçlarına göre onay verilen ilaçların, yıllar süren (bazen ömür boyu süren) tedavi süreçlerinde ne gibi etkiler bırakacağını önümüzdeki yıllarda izlemeye başlayabileceğiz.
Antidepresan ilaçlardan vazgteçmek mümkün değil
Kısa dönemde ilaçların olumlu etkisi olduğu kesin. Hatta o kadar ki, bu ilaçların kullanılmaması durumunda hastada meydana gelebilecek zararların telafisi mümkün değil. Bu da, ilaç tedavisine devam etmek için yeterli bir neden.
Antidepresan ilaçların seks dürtüsünü azalttığı kesin bir veri. Gençliğe ilk adımlarını atarken antidepresan ilaç kullanmak durumunda kalan bir hastanın 'yetersiz cinsel istek duyma' nedeniyle kendisinde bir takım fiziksel veya psikolojik sorunlar olduğunu düşünmeye başlaması, ciddi sorunlara yol açabilir gibi görünüyor.
Beyin hala gelişme sürecindeyken -yani kişilik oluşmaya devam ederken- antidepresan kullanımıyla serotonin salgısı tetiklendiğinde bunun yan etkileri ve olası psikolojik sonuçları nasıl meydana çıkacak?
Bu ilaçlar hayat kurtarıyor, dolayısıyla gerekli olduğu hallerde onları kullanmamak gibi bir lüksümüz yok. Ancak bu ilaçların uzun vadeli kullanımları hakkında yukarıda sıralanan sorular da cevap bekliyor.
Güncel.net
Tarih : 2008-01-18 00:00:00 |
|
|
|
|
| Sitede Arama : | Lütfen aradığınız kelimeyi yazıp Ara'ya tıklayın: |
|